92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , İri köpek, çoban köpeği
2. hakaret yollu , hakaret yollu , hakaret yollu , hakaret yollu , Terbiyesiz, kaba, saldırgan kimse
1. Sen böyle üst perdeden konuşuyorsun çünkü etrafındaki o çomarlara güveniyorsun.
1. Sen böyle üst perdeden konuşuyorsun çünkü etrafındaki o çomarlara güveniyorsun.
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Tahta kepçe, çemçe
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çömelme ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Çömelmeye gücü yetmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak veya ansızın çömelmek
Telaffuz : çömeli'vermek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak
1. O yüzden annem bulaşıklarını kapıya yakın bir yere çömelerek yıkardı.
1. O yüzden annem bulaşıklarını kapıya yakın bir yere çömelerek yıkardı.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi, bonkör
1. Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever.
1. Elinden gelen her iyiliği yapar, cömerttir, ikramı çok sever.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Verimli
1. Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert.
1. Bu ülkede toprak bir masal sultanı kadar cömert.
Lisan : Farsça cevān + merd
1. sakınmadan, esirgemeden bol bol vermek
1. Size ne kadar cömert davranmış olduğunu kendiniz de biliyorsunuz.
1. Size ne kadar cömert davranmış olduğunu kendiniz de biliyorsunuz.
1. `başkalarının pohpohlamalarına kananlar mallarından ve canlarından olurlar` anlamında kullanılan bir söz
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Cömert bir biçimde, sakınmadan, bol bol
1. Poker masasında servetini, içki masasında sıhhatini cömertçe tüketmiştir.
1. Poker masasında servetini, içki masasında sıhhatini cömertçe tüketmiştir.
Telaffuz : cöme'rtçe
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cömertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cömertçe davranmaya başlamak
1. isim , isim , isim , isim , Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik, semahat, mürüvvet
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci
1. Bu çömez deminden beri nerede idi?
1. Bu çömez deminden beri nerede idi?
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Acemi
1. isim , isim , isim , isim , Çömez olma durumu
2. Müderrisin yanında öğrencilik etme
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Birinin sözünden çıkmama, davranışlarına uyma durumu
1. Arkadaşının çömezliğini yapıyor.
1. Arkadaşının çömezliğini yapıyor.